BLOG KATEGORİLER:
BLOG ARAMA:
17
Eyl-2017

Simge Fıstıkoğlu

Ayağını yere sağlam basan bastığı yerden ses getiren program “Topuklu Krampon’un” sunucusu Simge Fıstıkoğlu’yla fıstık gibi bir röportaj…

  1. Topuklu Krampon ismi nereden geliyor?

İsimle ilgili tüm tebrikleri prodüktörümüz, yapımcımız sevgili patronumuz Naim Bey adına kabul ediyorum. Keşke isim annesi ben olsaydım ama değilim. Gerçekten ismi çok seviyorum. İsmi duyduğumda zaten gerçekten içinde yer alabileceğim bir iş olduğuna inandım. Yaz sezonunda başka kanallardan, başka spor programlarından teklif geldi hepsine hayır dedim. Sporun içinde olmak gibi bir fikrim yoktu bu sezon için ama buradaki ekip ve yaratıcıkları beni ikna etti çok da mutluyum.

 

  1. Spora adım atma nedeniniz?

5 yıl spor servisinde çalıştım. Türkiye’nin ilk kadın spor müdürüyüm. Zaten spora ciddi bir ilgim vardı. Mesleğe başlarken de spor spikeri olarak başladım ama ilk günden itibaren kendi haberlerimi yazarak başladım. Sadece prompterdan okuyan spiker olarak başlamadım. Bana en cazip gelen kısım; o haberleri kendim yazacak olmam, seslendirecek olmamdı. Dolayısıyla hep işin mutfağında da bulundum. 5. Senenin sonunda artık biraz daha fazla soru sormak başka konularda da fikir sahibi olabilmek motivasyonuyla gece haberleri ve sabah kuşağında çalıştım. Fakat futbol iç bir zaman çıkmadı hayatımdan, çıkmasını da istemiyorum çok seviyorum futbolu.

Bu sezon gelen bu teklif sırf kadınların olduğu bir format olduğu için, TRT Spor’un elinde maç görüntüleri olduğu için çok cazipti. Çünkü diğer kanallarda görüntüler olmadığı için futbola ait her şey konuşuluyor. Futbolcuların özel hayatları konuşuluyor, eşleri konuşuluyor, arabaları konuşuluyor bir tek futbol konuşulmuyor.

Bizde %90 futbol konuşuluyor. Çünkü elimizde görüntüler var;  atılan goller, kaçırılan goller, penaltılar, kartlar… Biz bunları %100 konuşabildiğimiz için çok cazipti bu teklif öyle kabul ettim zaten.

 

 

  1. Özel kanallarda görev yaptınız. Artılarıyla eksileriyle TRT’yi diğer kanallarla kıyaslayabilir misiniz?

İlk defa bu soruyu duyuyorum. Benim de aklıma böyle bir fark gelmedi demekki çok büyük fark yok ki hissetmemişim böyle bir şeyi, düşünme ihtiyacı duymamışım. Sadece şunu belki söyleyebilirim. Aslında TRT’nin kadrolu çalışanı değilim. TRT çatısı altında dış yapıma bağlı çalışıyorum, hizmet veriyorum. Sadece şöyle bir artısını seziyorum seyirciden aldığım tepkilerle:  özellikle TRT Spor ve TRT kanalları kablosuz olduğu için, her evde bulunduğu için değişik bir etkisi, değişik bir erişim gücü var. Özellikle TRT Spor’un o anlamda sadık seyircisi var.  Futbolu seven kemik bir kitlesi var. Çok daha aktifler, tepkilerini hızlıca paylaşıyorlar, iyi takip ediyorlar. O anlamda daha takipkârdiyebilirim. Ciddi haber kanalı enflasyonu var Türkiye’de ve 7/24 yayın yapıyorlar. Dolayısıyla yüzlerce haber spikeri var ama bir tane TRT Spor var, bir tane Lig TV var, bir tane NTV Spor var. Bunlar en büyük kitlelere ulaşan kanallar. Buralarda da kadın enkır kadın moderatör az. Dolayısıyla daha dikkat çekici oluyorsunuz, daha sadıkbir kitle ve daha dikkatli bir kitle oluyor.

 

  1. Maç anlatmayı düşündünüz mü?

Hiç düşünmedim. Çünkü benim ileri derece gözlerim bozuk. Ben çok yakındaki bir televizyonda bile zaman zaman sıkıntı çekiyorum. 6 derece sağ gözüm, 4 derece sol gözüm ve buna bir de astigmat eklenince benim gerçekten burnumun ucunu görüyor olmam mucize(Gülüyor.)

 

Başarılı yapamam. Önünde zaten monitör oluyor, biliyorum. Çok bulundum statlarda, maç anlatılan odalarda ama bazen o kadar ince oluyor ki monitörden ziyade sizin o an habere bakmanız gerekiyor. Çünkü monitörde neticede rejinin ekranını seçtiğini görüyor. Belki sizin aşağıya inisiyatif kullanıp bakmanız lazım, gözlemlemeniz lâzım bir yandan da. Bende o yeti yok maalesef. O yüzden anlatamam. Bir anlatıcının yanında yorum yapan o ikinci spiker olmayı çok istiyorum. O esnada maçı birebir anlatan kişi değil ama eşlik eden olmak çok isterim.

 

  1. Sosyal medyanın gelişmesiyle yurttaş gazeteciğinin geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz.

Bir yıl önce Marmara Üniversitesi’nde ben ders verirken o dönem okuduğum bir röportajda bir alıntı yapmıştım daha ilk derse. Haberciliğin kuralı evet 5N+1K ama bunu artık güncellememiz bunun içine kurgu da katmamız gerekiyor. Ben çok uzun zamandır gazete okumuyorum. Basılı olarak evime alma ihtiyacı duymuyorum. Tabletten bakarsam bakıyorum ama ilk olarak gazeteyi ya da televizyonu açmıyorum.

 

 

 

0

 Düşkünlük / 0 Yorumlar
Bu yazıyı paylaşın:

Bu yazı yorumu


Kaydırmak için formda tıklayın

Arşivler

> <
Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec
Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec
Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec