BLOG KATEGORİLER:
BLOG ARAMA:
08
Haz-2016

Ceyhun Yılmaz

               

 

Sosyal medyayı etkin kullanan isimlerden biri, radyo ve televizyon programcısı Ceyhun Yılmaz’la sosyal medyayı konuştuk. İletişim fakültesi öğrencilerine de önemli tiyolar verdi.

 

  • Sosyal medyayı etkin kullanan biri olarak sosyal medyanın yararları ve zararları nelerdir?

  Sosyal medya, zaten hali hazırda insanoğlunun 15. yüzyıldan beri çalıştığı kitle iletişim hayatının geldiği son nokta. Aslında televizyon dediğimizde, internet dediğimizde telefon dediğimiz şey de aynı iletişimin araçları ve kitle iletişiminde değişimler yaşanarak insanların hareketleri ve düşünceleri değişiyor.  Her yeni nesilde yeni bir fikir ve yeni bir icat arıyor.   sosyal medyanın yararları: elbette bilgilenmek, örgütlenmek, haberdar olmak, anlamak gibi birçok kavramsal ve önemli faydaları var. Zaralarına gelince, her şeyin olduğu gibi onun da fazlası zarar. Uzmanlar, gelişmekte olan gençlere internet kullanımını  3 ile 4 saat olarak öneriyor.  Günde 3-4 saat internete alaka gösterirseniz, dışarı çıkmaya da bölüm ayırıp, ders çalışmaya da bölüm ayırıp, hayatınızı böyle bölerek kullanırsanız faydası tabi ki var. Sen dopamini harcamaya başladığın anda artık onun eksikliğini yaşamak için randevu veriyorsun ertesi güne ve mutlu olmak için malesef çok çaba sarfetsede agrasif gençler haline geliyor insanlar, öğrenciler. En anlamadığında muhakeme kabiliyetini kaybediyor, analiz sentez yeteğinden hiç oluşmamış belkide vazgeçiyor, sinirlenip kavga ediyor veya bulunduğu ortamı terk ediyor, geçimsiz, yalnız ve mutsuz insanlar oluyor. O yüzden dopamini biraz ekonomik kullanmak lazım. İnternet kullanımı günlük 3 veya 4 saati geçmişse toplamda bence biraz düşünmelisiniz, siz de agresif olabilirsiniz.

  • Gündemdeki bir olayla, durumla ilgili özellikle gençlerin sosyal medyayı kullanımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yani gidip duvara bir araba vuruyor, kaportası filan patlıyor. Bütün tepkileriniz böyle. Biraz sakin olup sebep ve sonuçlarını araştırmanız lazım.  Sosyal medyayı bilinçli kullanmak istiyorsanız lütfen basit insan olmayın.  Basit karar vermeyin, basit bir şey olduğunda dur deyip dur dedikten sonra tepki vermek gerekir.

  • Twitter ve Facebook bundan 10 yıl sonra bilgi kargaşasından dolayı bir kaos ortamı oluşturur mu?

Twitter ve Facebook yani sosyal medya bir şeyi yoktan varetmiyor. Olanı sadece yorumluyor.  Yorumlayan da sensin, benim, biziz yani. Sosyal medya, senin bildiğin turnusol kağıdını sokuyorsun, pembe mavi oluyor birdenbire ve yalan söylemiyor.  Ne kadar aslında birbirimizden nefret ettiğimiz ortaya çıtkı, birbirimizi ne kadar sevmediğimiz.  Mesela, şarkılarını alıp dinlediğimiz, benim gibi 37 yaşında bir adam çok tatlı kız şarkıcı vardı dinlediğim, çok ünlüydü, çok güzel albümleri vardı, ben onu hep öyle zannediyordum.  Twitter’a bir girdim ki o değilmiş, kendisi değilmiş yani.  Sonra şunu anladık, o kadar da insanlar farklı şeyler yaşamıyormuş. Gecenin üçünde 1 milyon tane adam kalkıp su içiyormuş bizim gibi aynılıklarımız çıktı ortaya.  Şimdi bunu kabaca yaşamak da var, şu anda bizim ülkemizde seçtiği gibi malesef, nezaketle yaşamak da var. Eğer ben senin, bir kusurunu bulduysam sana en büyük faydam senin o kusuru bir daha yapmaman için sana iletmem, iletirken de kibar olmam. Bu kadar basit.  Ama sen bana hakaret ediyorsun,  ilk yanlışımı gördüğünde.  Hatamı suç haline getiriyorsun.  Bu sevgisizlikten kaynaklanıyor. Birbirimizi sevmiyoruz.  Sosyal medyayla ne kadar birbirimizi sevmediğimiz çıktı ortaya.  Senin sorduğunda soruda sanki sosyal medya birbirimizden nefret ettirmiş gibi anlaşılıyor. Oysa bunun sosyal medyanın yaptığı bir şe yok, yapan biziz.  Televizyon da kötü bir alet mi? Evet, çok kötü bir alet.  Karşısında durup bir kutuya baktık saatlerce, yıllarca. Sonra birden bire o kutu bizim dikkatimizi çekmemeye başladı.   Şimdi sen,  15 dakika otursan izleyemezsin bir şey. Eğer yabancı bir dizi değilse, alt yazı okuman gerekmiyorsa. Mutlaka telefona bakarsın, burdan biri gelir…  Yani dikkat yeteneği geriye giden bir nesiliz artık.  Ama televizyonun içinde dünyayı gezmek de var, onun içinde yemek yapmayı öğrenmek de var, açıköğretim fakültesi var içinde. Sen nasıl açıköğretim fakültesi izleyip, zararlarından bahsedebilirsin? Hem zarar görmüşsün seçiminden dolayı, hem de seçimini benim toplumsal hareketime mal ediyorsun.  Ne mantıkla kullandığın, ne yaptığın önemli. Avrupa internet kullanımında birinciyiz. Ne yapıyoruz peki? Ürettiğimiz bir şey yok.

 

  • Bundan 20 yıl sonra geleneksel medyayla yeni medyayı karşılaştırırsak ne görüyorsunuz?

 Ben bunun yeni bir medya olduğunu zannetmiyorum. Bu medyanın geldiği hali. Ayıralım bu kavramı bence.  Çok önemli çünkü.   Örnek veriyorum, Hürriyet’in Twitter hesabıyla Hürriyet’in kendisi mi kavga edecek?  Birbirlerinin yerine geçmiyorlar ki, dönüşüyorlar sadece.  Sadece bunu ön görmek için biraz daha akıllı olmak lazım. Newsweek ben basılmıyorum artık dedi, kağıda ne gerek var. Ağaçlar ve hektarlarca ormanlar katlediliyor her yıl kağıt ihtiyacımızı karşılamak için. Çocuklarımızın nefes almasıyla ilgili bir şeyden bahsediyoruz bu kağıt derken.

 

  • Mezun olacak öğrencilerin iş bulma kaygısı var. Kendimizi nasıl yetiştirmeliyiz , iletişim fakültesi öğrencileri içinde nasıl fark yaratabiliriz?

Bilgiyle fark yaratacaksınız. Siz bir sınıfta, bir dönemde, bir yıl boyunca örneğin, bütün iletişim fakültelerinin bütün öğrencilerini düşünelim.  O an bütün seninle beraber aynı eğitimi alan insanlardan bir fark yaratman lazım, daha çok bilmen lazım. İletişimle ilgili acaba sen okurken, veya kaç arkadaşınız okurken iletişim tarihinin hocalarımızın ve müfredatın gösterdiği, yönelttiği kitapların haricinde kendiniz gidip bularak bir şeyi alıp ondan bir çıkarım sahibi olup, bir öğretim görevlisine sunmak gibi bir hareketi kaç kişi yapıyor acaba? Zor ana gelince o tezlerin nasıl hazırlandığını hepimiz biliyoruz. Bizim için falan tez halledilecek bir şey. O tezin ardından hayata o tezin pratiğini katabiliyor musun? Gerçekten bir tezin var mı bu hayatla ilgili. Bence sektör bunu arıyor, hepinizden bunu bekliyor. Her zaman söylüyorum: T sahneyi Zeki Müren bulmuştur. Bunu bir ihtiyaç duymuştur. Bir işi en iyi yapmanın haricinde o işe sınır genişliği kazandırmıştır, hacim, derinlik kazandırmıştır. Bunun örnekleri çok fazla. Mesela, Kareem Abdul Jabbar kendine ait bir atış çıkardı, Cristiano Ronaldo kendi tarzında topa vurma tekniği buldu, Messi’nin  bir tarzı var. İnsanlar bunu yapınca o sektöre de kalite katmış oluyor.  Ama farklı bir şey söyleyeceksen ki bu bilgide var, tarihe döndüğü anda işin hemen şifreleri gelmeye başlıyor.  Çünkü; dünü bilince, yarını öngörebiliyorsunuz. O yüzden tarihe yönelmenizi tavsiye ediyorum. Senden önce ne yapmışlar? Bunu bilmek yeni bir şey yapmak için en önemli şifre.

  • İletişim fakültesi dışındaki mezun olan insanların medya sektöründe çalışmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İletişim fakültesi insanın bireysel gelişimiyle ilgili çok büyük bir katkı verir. Çünkü; iletişim size anlatılırken ben de misafir hocalığını yaptığım için bir çok üniversitede, size bireysel iletişimin kıymetinden bahsediyoruz önce zemininde bunu veriyoruz.  Bireysel gelişimi kuvvetli olmayan hiç kimse kitlesel iletişimde başarılı olması mümkün değil zaten. Tersi yoktur, çok çekingen bir yayıncı olamazsınız, öyle bir hakkınız yoktur.

                Ben de bu sektörün dışından, sektörün eğitiminin dışından gelen bir biriyim. Fakat kendimi yetiştirdiğime inanıyorum ve yetiştirmeye de devam ediyorum elbette. Ne mezunu olursanız olun, veya herhangi bir eğitiminiz olmasa da bu mesleğe girdikten sonra o mesleğin tarihini öğrenmeye çalışıp, o günüyle ilgili emek verip almaya, aldıklarınızdan da yeni bir şey üretmeye başlıyorsanız, siz o mesleğin insanısınız  demektir.   Hiç kimsenin işi yok sevmediği bir yerde.  Eğer sevmiyorsanız çok yorulacaksınız,  yorulunca agresyon halinde olayları başka türlü yorumlarsınız.  Kitle iletişim araçları sanat değildir, radyo-televizyon gibi. Ama sanatçıyı kullanır, sanatın reflekslerini kullanır. Sanatın reflekslerini sevmeyen bir insan göremez.

  • Bir çok sosyal sorumluluk projesinde adınız geçiyor. Yönetmen, oyuncu, edebiyatçı, gazeteci gibi mesleklere sahip insanlar ne kadar sosyal sorumluluk projesini önemsiyorlar?

Toplumun bazı bireylerini veya kişilerin kendilerini veya bir kesimin, meslek grubunun yaptıkları veya yapmadıklarını değerlendirmek bizim haddimize değil.  Herkes kendi vicdanına yedirdiği şekilde yaşayacak, herkes de herkesin yaptığını görecek. Mezar taşını, senin yaptıklarından arta kalan, yaptıklarından anlaşılanlar, başkası tarafından yazılarak koyacaklar mezar taşına, sen yazamayacaksın.  Herkes anlatır ya; ben şöyle yaptım, ilkokulda şöyle zekiydim; iki sınıf birden atlattılar, öğretmenlerim beni çok seviyordu. O hikayelerin hiç biri mezar taşında yok. Mezar taşını ben yazacağım, benimkini sen yazacaksın. O yüzden burdan bir şifre çıkarmalılar bence.  İnsanlar boşu boşuna uğraşmasınlar kalanla.

  • İnsanlar kendilerine rol model seçmeliler mi?

İnsanlar herkesle ilglii alacağınızı alın. Biri gibi olmak yerine onun yaptığı güzel bir şeyi ayıracaksın, ötekinin yaptığı kötü bir şeyi ayıracaksın, bundan ben yapmayayım diyeceksin. Bence herkese ve her şeye bakın. Özellikle siz iletişim öğrencileri benim gibi yayın yapan insanların yanlarına gidin. Öğrenin onlardan, görün, ne yapıyor, nasıl yorumluyor, imkanınız varsa bakın.

 

0

 Düşkünlük / 0 Yorumlar
Bu yazıyı paylaşın:

Bu yazı yorumu


Kaydırmak için formda tıklayın

Arşivler

> <
Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec
Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec
Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec