BLOG KATEGORİLER:
BLOG ARAMA:
05
Şub-2016

Abbas Güçlü

 

 

Milliyet Gazetesi Eğitim Editörü ve köşe yazarı Abbas Güçlü, üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulabilmenin ipuçlarını verdi. Bölüm seçiminde nelere dikkat edilmesi gerekiyor? Vakıf üniversitesi mi devlet üniversitesi mi tercih edilmeli?


Daha fazlası ve merak edilenler röportajımızda.

  • MEB sürekli yönetmelik değiştiriyor. Bu değişikliklerin nedeni nedir? Öğrenci ve velilere etkileri nelerdir?

Eğitim yaşayan bir olgu. O yüzden değişikliklerin olması çok doğal. Yani insan nasıl gelişiyorsa eğitim sistemi ona ihtiyaç verirken gelişiyor. Milli eğitim bakanlığının yaptığı hata şu: Sürekli değiştiriyor ve birbiriyle çelişkili çok kararlar alıyor, birbirini tamamlamıyor. O yüzden de sorunları beraberinde getiriyor. Yoksa dünyanın her yerinde eğitim sistemleri değişir ve gelişir.

  • Açık ortaokul, açık lise ve açık öğretim fakültesi gibi örgün olmayan okulları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Açık öğretim fakültesi olabilir ama açık lisenin, açık ortaokulun temel eğitim 12 yıla çıkmasından sonra olmaması gerekir. Zorunlu temel eğitimin okulda yapılması gerekir. Ama MEB’in kaynakları, ülkenin kaynakları buna yetmediği için açığa gidiyorlar, doğru bir yöntem değil. Eğer siz temel eğitimi 12 yıla çıkardıysanız alt yapıyı ona göre düzenlenmeniz gerekir.

  • Üniversite tercihi yaparken öğrencilerin kendilerine sorması gereken en temel sorular nelerdir?

Ben bu fakülteyi gerçekten istiyor muyum istemiyor muyum?

Ben buradan mezun olduktan sonra bu işi yapacak mıyım yapmayacak mıyım?

Ben bu mesleği 20 yıl sonra devam ettirecek miyim ettirmeyecek miyim?

Bence bu soruların cevaplarını aramalılar. Üniversiteden, puandan çok daha önemlisi ” istektir”.

  • Öğrenciler tercih sırasında hangi bölümleri tercih etmeliler?

Kendi yapacağı işe yönelmelidir. Parası için iş yapılmaz, parayla oturup da eziyet çekilmez. Gazeteciği ben para için yapacağım dediğin zaman yapılmaz. Eğer o işten keyif alıyorsan günde 18-20 saat çalışırsın, 365 gün koşturursun. Para için yapılacak işler vardır, yapılmayacak işler vardır. Para için yaptığın işlerde mutlu da olamazsın, başarılı da olamazsın. Sadece paran olur. Eğer iyi bir kariyer ve iyi bir gelecek elde etmek istiyorsan seveceğin işlere yönelmekte fayda var.

  • Üniversitelerde bir çok kontenjan boş kalıyor, bunun nedeni nedir?

Öğrenci iş bulamadıkları alanlara yönelmek istemiyorlar ya da herkes masa başı işi istiyor. O yüzden. Yoksa üniversiteye talep bir yandan artıyor bir yandan da azalıyor. Önümüzdeki yıllarda üniversitelerin bir çoğu boş kalacaktır.

  • Vakıf üniversitelerindeki artışın altında yatan neden nedir? Devlet üniversitelerinin kontenjanları arttırılamaz mı ya da devlet üniversitesi kurulamaz mı?

Devlet üniversitesi de kurulsa vakıf üniversiteleri de kurulsa hemen her alanda özel alanda özel kurumlar yatırım yapıyor da üniversite ya da eğitimde niye yapmasın. Dünya ortalamalarına baktığınız zaman Türkiye’deki hem ilköğretimde hem de yükseköğretimde özel okulların oranı çok çok düşük. İlk ve ortaöğretimde %2 civarında, üniversitelerde %6-7 civarında. Oysa Türkiye’de bu oranın daha yukarı çıkması gerekiyor. Onun da ötesinde AB ortalamalarına baktığınız zaman Türkiye’nin yükseköğrenim alanındaki okullaşma oranı çok düşük. Şu anda 180 civarında üniversite var, 250’ye kadar çıkması lazım. Peki mezun olanlar iş buluyor mu? O ayrı bir mesele. Önemli olan bizim eğitim seviyemizi yukarı çekmemiz gerekiyor, istihdam da arkasından düşünülmesi tabiki.

  • Teknolojinin gelişmesi, yaşam koşullarının iyileşmesi, yeni iş kollarının ortaya çıkışıyla birlikte üniversitelerde yeni bölümler açılıyor. Size göre üniversitelere farklı bölümler konulması gerekiyor mu?

İnsan ihtiyaçları arttıkça bölümlerin de artması lazım. Tanımlanmış ve eğitimi yapılan meslek çeşidi Türkiye’de bin civarında bu Amerika’da on binin üzerinde. Demekki bizim meslek yelpazemizi çok daha genişletmemiz gerekiyor. Bunu kim yapacak? YÖK yapacak, siyaset yapacak, üniversiteler yapacak, gençler isteyecek. Hepsi bir bütün. Ama hiç kimsenin umrunda değil. Ne gençlerin umrunda, ne anne babaların umrunda, ne siyasetin umrunda ne de YÖK’ün umrunda. Yani ağlamayan çocuğa meme vermezler. Toplumun bu konuda bir isteği var mı? Yok. Olmadığı sürece de siyaset de bu konuya kafa yormuyor.

  • Diplomalı işsiz sayısı artmaya başladı. Bu işsizlik oranı ileride bir soruna yol açar mı? Eğer bir soruna dönüşürse bu sorun karşısında nasıl bir yol izlenilebilir?

Artıyor deniliyor ama dünya ortalamalarına baktığımız zaman yükseköğrenimdeki okullaşma oranımız ya da üniversite mezunu sayımız hala çok çok düşük. Düne göre bizde çok büyük artışlar var ama çıtamızı kendimize göre değil dünyaya göre bakmamız lazım. Bir de meslek yelpazesini geliştirmemiz lazım. Belli alanlarda on binlerce yüz binlerce fazlamız var ama belli alanlarda da yüz binlerce eğitilmiş insan gücüne ihtiyacımız var. Burada kaynakların çok daha iyi kullanılması ve planlamanın yükseköğrenimdeki insan gücü planlamasının çok daha iyi yapılması Türkiye ihtiyaçlarına göre yapılması gerekir. İhracat sadece ürün üretilerek olmaz, insan gücü ihracatı da yapabilirsiniz. Çok iyi elemanlar yetiştirerek, mühendisler yetiştirerek, doktorlar yetiştirerek onları da dünyaya ihraç edebilirsiniz. Bu da bir yeni ihracat yöntemidir. Türkiye bunu henüz keşfetmiş değil.

  • Bir çok iletişim fakültesi mezunu işsiz. Öğrencilerin mezun olduktan sonra iş bulabilmek için kendilerini nasıl yetiştirmeliler, geliştirmeliler?

Onu fakülteye girerken düşünecekler. Yani bugün eğer bu meslekte çalışanların çoğu iletişim fakültesi değil de farklı fakültelerden mezunsa bu konuda kendilerini sorgulamaları gerekir. Bu tür iletişim, gazetecilik gibi meslekler bu işi iyi yapana bakar, diplomaya bakmaz. Demekki o işi iyi yapamadıkları için açıkta kalıyorlar. İşini iyi yapsalar her zaman medya sektöründe yer bulabilirler. Kolay değil hiç kimsenin buralarda tutunması. Bu konuda çok çaba harcamaları gerekiyor. Diploma tek başına hiç bir işe yaramıyor. Bir de sadece iletişim fakültesinde fazlalık yok. Her alanda fazlalık var. Ama her alanda iyi yetişmiş adam aranıyor.

  • Üniversitelerde birçok tez yazılıyor. Yazılan bu tezler hayata ne oranda geçiriliyor?

Tezlerin teknolojiye ya da hayata uyarlanması gerekir ama o çok kolay bir şey değil. Dünyanın hiç bir yerinde her tez hayata geçirilir diye bir şey yok. Patentlerden bile bin taneden 1 tanesi geri dönüş sağlıyor, para kazandırıyor. Türkiye’de maalesef yıllardır üniversite-sanayi iş birliğinden söz ediliyor ama arkası gelmiyor. Bu konuda sadece üniversitelere ya da devlete değil, mezunlara da çok iş düşüyor. Yani girişimci mezunlar yetiştirip onların da kendi iş kollarını kendileri yaratmaları gerekiyor. Biz de büyükler gibi öğrenciler de gençler de her şeyi devletten bekliyor. Devlet de bir şey vermediği zaman ortada kalıyorlar. Oysa kendileri bir şey üretmeleri kendileri bir şeyler yapmaları gerekiyor.

 

0

 Düşkünlük / 0 Yorumlar
Bu yazıyı paylaşın:

Bu yazı yorumu


Kaydırmak için formda tıklayın

Arşivler

> <
Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec
Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec
Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec